Gece Yarısı Gelen Haber
27 Eylül 1983 Salı. Saat 23.20 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Erbil idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Konakta bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Mardin'de, Mezopotamya ovasına bakan sarı taştan bir konaktı. Taş oymalı pencerelerin dantel gibi gölgeleri, kandil ışığında duvarlarda kıpırdıyordu. Ova, gecenin içinde uçsuz bucaksız ve karanlık bir deniz gibi uzanıyordu.
Refik Sezer, 62 yaşında, bir halı tüccarıydı. O akşam herkes ailenin büyük düğün hazırlığı için konakta toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; kırlaşmış saçlarını özenle geriye taramıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Erbil, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.