Odunpazarı'ndan Gelen Çağrı
14 Ocak 1977 Cuma. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Karadağ duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Eskişehir'de, Odunpazarı'nda bir lületaşı atölyesiydi. Odunpazarı'nın cumbalı evleri dar sokağın iki yanından birbirine eğilmişti. Balmumu ve kaynayan cila kokusu, atölyenin her köşesine sinmişti.
Feride Yavuz, 74 yaşında, bir lületaşı ustasıydı. O akşam herkes bir koleksiyoncunun ziyareti için atölyede toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; dalgalı kumral saçlarını omuzlarına bırakmıştı. Sevilmekten çok sayılmayı önemserdi.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Karadağ, ilk bakışta olayın bir sara nöbeti gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.