Bir Telefon, Bir Ölüm
16 Mayıs 1983 Pazartesi. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Başçavuş Ergin duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Kastamonu'nun dağ köylerinden birinde, çınar altındaki köy kahvesiydi. Tavla pullarının şakırtısı ve demliğin fokurtusu, köyün bütün sesleri gibiydi. Dışarıda çınarın çıplak dalları rüzgârda inliyor, uzaklarda bir köpek havlıyordu.
Lütfi Taş, 74 yaşında, bir tütün eksperiydi. O akşam herkes muhtarlık seçiminin arifesi için köy kahvesinde toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Gece sakindi; fazla sakindi. Başçavuş Ergin, ilk bakışta olayın şeker hastalığından kaynaklanan bir kriz gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.