Kötü Haber
2 Mayıs 1966 Pazartesi gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.50 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Başçavuş Kocabaş, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Kastamonu'nun dağ köylerinden birinde, çınar altındaki köy kahvesiydi. Tavla pullarının şakırtısı ve demliğin fokurtusu, köyün bütün sesleri gibiydi. Dışarıda çınarın çıplak dalları rüzgârda inliyor, uzaklarda bir köpek havlıyordu.
Kemal Cömert, 47 yaşında, bir kahveciydi. O akşam herkes köyün hasat şenliği için köy kahvesinde toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; simsiyah saçları briyantinle parlıyordu. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Başçavuş Kocabaş, ilk bakışta olayın bir av kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.