Cebeci'den Gelen Çağrı
14 Aralık 1963 Cumartesi. Saat 22.25 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Çakır idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Konservatuvarda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Ankara'da, Cebeci'deki devlet konservatuvarının eski binasıydı. Reçine, toz ve eski nota kâğıdı kokusu bütün binaya sinmişti. Kalorifer petekleri tıkırdıyor, pencerelerin dışında Cebeci'nin ayazı çıplak ağaçları dövüyordu.
Leyla Cömert, 69 yaşında, bir besteciydi. O akşam herkes bir yarışmanın jüri toplantısı için konservatuvarda toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; simsiyah saçlarını tek bir örgüyle arkaya atmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Çakır, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.