Bir Telefon, Bir Ölüm
9 Kasım 2024 Cumartesi. Saat 22.40 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Başçavuş Çakır idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Kampta bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Şanlıurfa'da, tarih öncesi bir tapınağın kazısında kurulmuş arkeoloji kampıydı. Yemek çadırında isot, tandır ekmeği ve sigara kokusu vardı. Açmalardaki dikilitaşlar, el fenerlerinin ışığında on bin yıllık bir sabırla bekliyordu.
Nevin Çınar, 67 yaşında, bir antropologdu. O akşam herkes kazı sezonunun kapanışı için kampta toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Gece açık ve soğuktu; yıldızlar çok uzaktaydı. Başçavuş Çakır, ilk bakışta olayın şeker hastalığından kaynaklanan bir kriz gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve cep defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.