Kötü Haber
27 Şubat 1999 Cumartesi. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Ilgaz duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Bolu'da, Kartalkaya'da kara gömülmüş ahşap bir dağ eviydi. Yol kapanmıştı; dağ evi, dünyadan kopmuş bir sal gibi beyazlığın ortasında duruyordu. Çam ağaçlarının dalları karın ağırlığıyla eğilmiş, ara ara bir öbek kar boşluğa düşüyordu.
Kâzım Evren, 61 yaşında, bir inşaat şirketi sahibiydi. O akşam herkes bir evlilik yıl dönümü için dağ evinde toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; saçları dağınık ve uzunca kalmıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Kar, sessiz ve inatçı bir biçimde yağıyordu. Komiser Ilgaz, ilk bakışta olayın bir av kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.