Gece Yarısı Gelen Haber
17 Şubat 1999 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.50 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Karadağ, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Bolu'da, Kartalkaya'da kara gömülmüş ahşap bir dağ eviydi. Çam ağaçlarının dalları karın ağırlığıyla eğilmiş, ara ara bir öbek kar boşluğa düşüyordu. Şöminede kütükler çıtırdıyor, reçine kokusu salonun ahşap duvarlarına sinmişti.
Gülsüm Toprak, 54 yaşında, bir inşaat şirketi sahibiydi. O akşam herkes bir şirket ortaklarının hafta sonu buluşması için dağ evinde toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; simsiyah saçlarını tek bir örgüyle arkaya atmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Karadağ, ilk bakışta olayın talihsiz bir kaza gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.