Bir Telefon, Bir Ölüm
26 Ocak 1975 Pazar gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.20 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Saraç, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Kapalıçarşı'da, Kalpakçılar Caddesi'ndeki köklü bir kuyumcu dükkânı ve atölyesiydi. Çarşının kubbeleri karanlıkta sessizdi; gündüzün uğultusundan geriye yalnızca yankılar kalmıştı. Atölyede altın tozu, asit ve isli bakır kokusu vardı.
Türkan Evren, 52 yaşında, bir sarraftı. O akşam herkes bayram öncesi stok sayımı için dükkânda toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Saraç, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.