Kötü Haber
21 Eylül 1994 Çarşamba. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Varol duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Kapalıçarşı'da, Kalpakçılar Caddesi'ndeki köklü bir kuyumcu dükkânı ve atölyesiydi. Vitrinlerdeki bilezikler, bekçinin fenerinden düşen ışıkta soğuk soğuk parlıyordu. Çarşının kubbeleri karanlıkta sessizdi; gündüzün uğultusundan geriye yalnızca yankılar kalmıştı.
Gönül Turan, 73 yaşında, bir pırlanta ustasıydı. O akşam herkes bayram öncesi stok sayımı için dükkânda toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Gece açık ve soğuktu; yıldızlar çok uzaktaydı. Komiser Varol, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.