Bir Telefon, Bir Ölüm
13 Mart 1959 Cuma gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.25 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Durmaz, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Boğaz kıyısında, Kandilli'de ahşap bir yalıydı. Yosun ve ıslak ahşap kokusu, salondaki lavanta kokusunu bastırmaya çalışıyordu. Yalının cumbalı pencerelerinden Boğaz'ın kara suları görünüyor, geçen şileplerin düdükleri ahşap duvarlarda yankılanıyordu.
Lale Koç, 60 yaşında, bir emekli büyükelçiydi. O akşam herkes ailenin her sonbahar verdiği balık yemeği için yalıda toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Kalın bir sis, fenerlerin ışığını süt gibi bulandırıyordu. Komiser Durmaz, ilk bakışta olayın bir kaza ya da intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.