Kötü Haber
9 Mayıs 2023 Salı. Dedektif, led lamba ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Hatipoğlu duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Kapadokya'da, Göreme'de kayaya oyulmuş bir mağara oteldi. Uzakta, şafak uçuşuna hazırlanan balonların brülörleri ara ara turuncu bir alevle parlıyordu. Taş merdivenlerde kandiller titriyor, her adım kayanın içinde boğuk bir yankı bırakıyordu.
Fatma Çelik, 71 yaşında, bir halı tüccarıydı. O akşam herkes otelin yeniden açılış kutlaması için otelde toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; simsiyah saçlarını tek bir örgüyle arkaya atmıştı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Hatipoğlu, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve cep defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.