Kötü Haber
16 Mayıs 1984 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.25 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Yalçın, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Mersin'de, sahil kenarına kurulmuş gezici bir sirkin çadırıydı. Çadırın kırmızı beyaz bezleri deniz rüzgârında şişip iniyor, direkler inceden inliyordu. Talaş, at teri ve kızarmış mısır kokusu manejin çevresine sinmişti.
Nilüfer Sevinç, 67 yaşında, bir sirk müdürüydü. O akşam herkes sirkin satılacağı söylentisinin konuşulduğu veda gecesi için sirk çadırında toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Kalın bir sis, fenerlerin ışığını süt gibi bulandırıyordu. Komiser Yalçın, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.