Bir Telefon, Bir Ölüm
4 Nisan 1984 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.05 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Korkmaz, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Gaziantep'te, avlulu taş bir evde süren üç günlük bir düğündü. Avludaki ocaklarda kebaplar cızırdıyor, isot ve fıstık kokusu geceye karışıyordu. Avlunun ortasındaki dut ağacına asılmış renkli ampuller rüzgârda sallanıyordu.
Erol Uçar, 58 yaşında, bir bakırcı esnafıydı. O akşam herkes gelin alma töreni öncesindeki yemek için düğün evinde toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçları dağınık ve uzunca kalmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Korkmaz, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.