Gece Yarısı Gelen Haber
10 Ekim 1979 Çarşamba. Saat 23.20 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Kozan idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Fakültede bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Eskişehir'de, bir üniversitenin kimya fakültesindeki araştırma laboratuvarıydı. Cam tüpler, damıtma düzenekleri ve etiketli şişeler loş ışıkta soğuk bir parıltı saçıyordu. Pencerelerin dışında Porsuk'un üstüne ayaz çökmüş, kampüsün kavakları kırağıyla beyazlamıştı.
Rıza Bayram, 66 yaşında, bir doçentti. O akşam herkes bölümün yıl sonu toplantısı için fakültede toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; kırlaşmış saçlarını özenle geriye taramıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Gökyüzü yarılmış gibiydi; yağmur sokakları ırmağa çeviriyordu. Komiser Kozan, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.