Kötü Haber
24 Ekim 1958 Cuma. Saat 22.45 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Pamuk idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Vapurda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İzmir–İstanbul hattında çalışan Ege Vapuru adlı yolcu gemisiydi. Uzakta adaların fenerleri karanlığın içinde ritmik bir sabırla yanıp sönüyordu. Poyraz bacadan çıkan dumanı yatırıyor, gemi her dalgada ağır ağır yalpalıyordu.
Nuri Ateş, 68 yaşında, bir tütün tüccarıydı. O akşam herkes bir düğün kafilesinin İstanbul yolculuğu için vapurda toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçları şakaklarından dökülmeye başlamıştı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Pamuk, ilk bakışta olayın şeker hastalığından kaynaklanan bir kriz gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.