Kötü Haber
27 Aralık 1976 Pazartesi. Saat 00.05 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Akgül idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Trende bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Ankara'dan Kars'a uzanan Doğu Ekspresi'nin yataklı vagonlarıydı. Tren her tünele girdiğinde koridordaki lambalar titreyip bir an sönüyordu. Kompartımanların ısıtıcıları tıkırdıyor, camlarda buzdan eğrelti otları büyüyordu.
İsmail Demirci, 60 yaşında, Karslı bir peynir tüccarıydı. O akşam herkes bir ailenin Kars'taki cenazeye yolculuğu için trende toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; kırlaşmış saçlarını özenle geriye taramıştı. Sevilmekten çok sayılmayı önemserdi.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Akgül, ilk bakışta olayın ani bir mide kanaması ya da kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.