Bir Telefon, Bir Ölüm
5 Şubat 2025 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.00 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Akçay, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Ankara'dan Kars'a uzanan Doğu Ekspresi'nin yataklı vagonlarıydı. Tren her tünele girdiğinde koridordaki lambalar titreyip bir an sönüyordu. Kompartımanların ısıtıcıları tıkırdıyor, camlarda buzdan eğrelti otları büyüyordu.
Taylan Karaca, 49 yaşında, emekli bir demiryolu müfettişiydi. O akşam herkes bir ailenin Kars'taki cenazeye yolculuğu için trende toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçları şakaklarından dökülmeye başlamıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Akçay, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve cep defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.