Gece Yarısı Gelen Haber
1 Aralık 1965 Çarşamba. Dedektif, sarı ampul ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Başçavuş Sevinç duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Sinop'ta, İnceburun'un kayalıklarında yalnız bir deniz feneriydi. Lamba odasındaki mercekler, gaz yağı ve pirinç cilası kokan bir kilise gibi parlıyordu. Karadeniz'in dalgaları kayalara çarpıp köpük köpük geri çekiliyordu.
Talat Keskin, 66 yaşında, bir liman reisiydi. O akşam herkes bir müfettişin denetim ziyareti için fenerde toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçları şakaklarından dökülmeye başlamıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Başçavuş Sevinç, ilk bakışta olayın bir kaza ya da intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.