Gece Yarısı Gelen Haber
9 Ağustos 1977 Salı. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Aksoy duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Rize'de, yamaçlara kurulmuş bir çay fabrikasıydı. Aşağıda sahil yolunun ışıkları denizin kara kıyısını çiziyordu. Kurutma fırınlarının uğultusu ve taze çayın buruk kokusu bütün binayı sarmıştı.
Cahit Bozkurt, 49 yaşında, bir fabrika müdürüydü. O akşam herkes fabrikanın yeni makinelerinin açılışı için fabrikada toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Aksoy, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.