Bir Telefon, Bir Ölüm
5 Temmuz 1984 Perşembe. Saat 23.10 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Ergin idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Fabrikada bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Rize'de, yamaçlara kurulmuş bir çay fabrikasıydı. Aşağıda sahil yolunun ışıkları denizin kara kıyısını çiziyordu. Yaprak kabul alanında ıslak çuvallar üst üste yığılmış, kantarın kadranı bir ayın gibi parlıyordu.
Nihat Aksoy, 71 yaşında, bir çay eksperiydi. O akşam herkes yaprak sezonunun son günü için fabrikada toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; kalın, kır bir bıyığı vardı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Ergin, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.