Büyükada'dan Gelen Çağrı
21 Haziran 1975 Cumartesi. Saat 23.15 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Turan idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Köşkte bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Büyükada'da, çam ağaçları arasında beyaz ahşap bir köşktü. Aşağıda adanın ışıkları bir gerdanlık gibi kıyıyı sarıyor, martılar karanlıkta huzursuzca bağrışıyordu. Köşkün ahşap oymalı saçakları rüzgârda inceden gıcırdıyordu.
Müzeyyen Öztürk, 53 yaşında, bir kereste tüccarıydı. O akşam herkes köşkün satışı için düzenlenen veda akşamı için köşkte toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Turan, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.