Gece Yarısı Gelen Haber
22 Eylül 1993 Çarşamba. Saat 22.45 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Tuncer idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Bağ evinde bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Bozcaada'da, bağların ortasında taş bir bağ evi ve şaraphaneydi. Mahzenden ekşimsi bir üzüm ve meşe fıçı kokusu yükseliyordu. Uzakta kalenin surları projektör ışığında altın rengine bürünmüştü.
Mualla Aydın, 70 yaşında, bir emekli diplomattı. O akşam herkes şaraphanenin satış anlaşmasının imza yemeği için bağ evinde toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Gece açık ve soğuktu; yıldızlar çok uzaktaydı. Komiser Tuncer, ilk bakışta olayın bir av kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.