Kötü Haber
25 Mart 1977 Cuma. Saat 22.10 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Sevinç idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Kasabada bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Muğla'da, Datça'nın eski limanında küçük bir balıkçı kasabasıydı. Ay, koyun durgun suyunda kırık bir gümüş yol gibi uzanıyordu. Islak ağların, mazotun ve tuzun kokusu dar sokaklara kadar yayılmıştı.
Mustafa Cömert, 50 yaşında, bir kooperatif başkanıydı. O akşam herkes av sezonunun açılışı için kasabada toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Sevinç, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.