Ulus'tan Gelen Çağrı
8 Eylül 1963 Pazar. Dedektif, sarı ampul ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Yılmaz duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Ankara'da, Ulus'taki eski bir bakanlık binasının arşiviydi. Dışarıda Ulus Meydanı'nın ayazı, yüksek pencerelerin camlarını buz çiçekleriyle kaplamıştı. Metal rafların arasında yanan tek bir ampul, sonsuz gibi görünen klasörlerin üstüne bitkin bir ışık düşürüyordu.
Nurten Taş, 63 yaşında, bir kıdemli müfettişti. O akşam herkes bir müfettiş heyetinin ziyareti için arşivde toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Yılmaz, ilk bakışta olayın bir sara nöbeti gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.