Gece Yarısı Gelen Haber
1 Mart 1993 Pazartesi gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.30 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Sarı, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Antalya'da, kapanış saatinden sonra karanlığa gömülen bir arkeoloji müzesiydi. Klimaların tek düze uğultusu, salonlardaki derin sessizliği daha da belirgin kılıyordu. Dışarıda palmiyeler Akdeniz rüzgârında hışırdıyor, dalgaların sesi falezlerden yükseliyordu.
Hülya Yavuz, 56 yaşında, bir arkeologdu. O akşam herkes yurt dışından iade edilen bir eserin karşılanma hazırlığı için müzede toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Komiser Sarı, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.