Kötü Haber
7 Şubat 1987 Cumartesi. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Tuncer duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Hatay'da, Antakya'nın eski çarşısındaki tarihi bir lokantaydı. Mutfaktan künefenin tereyağlı kokusu ve nar ekşisinin buruk tadı taşıyordu. Bir yerlerden kilise çanı, bir yerlerden ezan sesi geliyor; şehir iki sesi aynı gecede barındırıyordu.
Nilüfer Ünlü, 53 yaşında, bir lokanta sahibiydi. O akşam herkes bir aile düğününün yemeği için lokantada toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; dalgalı kumral saçlarını omuzlarına bırakmıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Kar, sessiz ve inatçı bir biçimde yağıyordu. Komiser Tuncer, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.