Bir Telefon, Bir Ölüm
26 Şubat 1975 Çarşamba. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Keskin duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Hatay'da, Antakya'nın eski çarşısındaki tarihi bir lokantaydı. Çarşının taş kemerlerinin altında son dükkânlar kepenk indiriyordu. Bir yerlerden kilise çanı, bir yerlerden ezan sesi geliyor; şehir iki sesi aynı gecede barındırıyordu.
Hatice Velioğlu, 51 yaşında, bir aşçıbaşıydı. O akşam herkes bir aile düğününün yemeği için lokantada toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Kar, sessiz ve inatçı bir biçimde yağıyordu. Komiser Keskin, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.